fbpx

Mudurnu-Göynük-Taraklı Gezisi’nin Mudurnu Ayağı

Masal tadında, romantik mi romantik, doğa ile içiçe, huzur veren, üstelik bol bol yemeli içmeli ve İstanbul’un hemen yanı başında yerli turist olmalık bir gezi rotası paylaşacağım sizlerle bu yazıda!

image00008

8. evlilik yıl dönümü kutlaması için Prag mı yoksa Roma mı derken, İsmail; ”benim güzel ülkem dururken ne gerek var şimdi atla uçağa, 2 çocuk, üstelik karnımızda doymayacak vs. (Euro kuru ve uçak biletleri ile asla ama asla alakası yok yanlış anlaşılmasın lütfen :)) ” dedi ve ben de onu kırmadım ”I All Need” dedim, sonuç olarak rota Mudurnu-Göynük-Taraklı oldu :). İyi ki de olmuş!

Mudurnu Gezi Rotası

1. Sülüklü Göl

image00001

İstanbul’dan sabah erkenden yola çıkıyoruz, ilk varış hedefimiz Mudurnu Sülüklü Göl. Evimize yaklaşık 250 km mesafede bulunan bu noktaya güzergahta 15 dakikalık bir kahve molası da vererek 2.5 saatte geliyoruz. Girişte 15 TL ücret ödüyor ve göle doğru ilerliyoruz. Veeee muazzam bir manzaranın tam ortasında buluyoruz kendimizi… Sonbahar olmasının avantajı mıdır yoksa her mevsim ayrı bir manzara mı vadediyordur bilmem ama göl ve çevresi harika bir güzellikte! Yeşilden sarıya dönen yaprakların oluşturduğu güzelliğe yol boyunva tanık olmuştuk ama burada, henüz güneş tepeye gelmemiş ve hafif bir sis bulutu gölün üzerindeyken oluşan görüntü enfes ötesi! Gölün etrafına çadırlarını kurmuş kampçıların, kendi halinde enstürümanını çalan müzisyenlerin arasına sıyışıyor ve araçtan sandalyeleri kapıp bir nefes alıyoruz. Vakit kaybetmeden oltaları aıyor ve nasibimizi bekliyoruz. 29 Ekim tatilinde burada olmamıza rağmen ki sakinlik ayrıca mutlu ediyor bizi. Hava hafif serin, elimizde termoslarımız göl manzarasına karşı uzun uzun oturuyoruz, arada bizim bebeleri oynatıyoruz, yoruyor falan ama yine de iyiyiz :). Evden bol meyvelii sandeviçli, kuruyemişli bir erzak çantası hazırlamıştık, zira burada yemek bulmak mümkün olmayabilirdi, öyle de oldu. Gölün çevresinde alışveriş yapılabilecek bir dükkan veya restoran yok malesef.

2. Aşiyan Mudurnu Sofrası (Ne Yedik!)

image00002

Sırada Mudurnu merkez gezisi var, Sülüklü Göl’den doğuya doğru 35 km uzaklıkta. İlk hedefimiz TripAdvisor’da 4.4 puanı olan Aşiyan Mudurnu Sofrası’na ulaşmak oluyor. Zira temiz hava iyice acıktırıyor insanı. Buraların en meşhuru bombay fasulye, iri ve dolgulu, muhteşem bir tat… Kavurma ve turşu da en çok önerilenlerin başında geliyor, biz de hepsini şiddetle öneriyoruz.

Sıra ile tattığımız tüm yemeklerlerden, lokantalardan bahsedeceğim ama öncelikle şunu belirtmeliyim ki Mudurnu ve çevresinde yemekler çok çok uygun. Gezi boyu gittiğimiz yerlerde 2 yetişkin bir çocuk tıka basa yiyip en fazla 60 TL hesap ödedik. Ayrıca esnaf çok çok düzgün. Turist değil de sanki kendi köyünüzün lokantasında, kahvesinde, bakkalında gibi hissettiriyor. Pazarcısından, eczacısına insanına, esnafına hayran bıraktı bizi.

3. Yıldırım Bayezıd Cami

image00003

Yıldırım Bayezid Cami Murat Hüdavendigar hayatta iken oğlu Şeyhzade Yıldırım Bayezid tarafından 1374 yılında yaptırılmıştır. Külliye olarak inşaa edilen bu yapının şimdi sadece cami ve hamam kısmı kalmıştır. 1908’de çarşıda çıkan yangında ahşap kapı ve minber zarar görmüş ve tekrar yaptırılmıştır. Ayrıca cami de ücretsiz çorap uygulaması bulunmaktadır, çorabı olmayanlar açık dolaptan alıp giyinebiliyor, hijyen için de önemli bir ayrıntı.

 4. Pertev Naili Boratav Kültür Evi Müzesi

Pertev Naili Boratav Kültür Evi

İsmini Halk Bilimcisi-Edebiyatçı Yazar Pertev Naili Boratav’dan alan müze, eskiden hükümet konağı olarak hizmet vermiş ve Cumhuriyet’in kuruluşuna tanıklık etmiş. İçeride hiç bozulmamış olan Kaymakam odasının da bulunduğu müzede, bölgeye ait çok sayıda elbise, giysi, kıyafet, gelenek, görenek ve hayatla alakalı eserler sergileniyor. Müzede çok sayıda unutulmaya yüz tutmuş araç – gereç ve eşya sergileniyor evet ama en güzeli ise buranın sorumlusu Nejdet Bey’den o ürünleri dinleyebilmek. Mesela; esprili bir dille bahsettiği pranga, 40 yıl hatırı olan kahvelerin yapıldığı o cezveler, cumhuriyet döneminden de eski mühürler, kumaş baskısında, tatlı yapımında kullanılan, günümüzde anlam veremediğimiz kadar geride kalmış aletleri burada hem görüp hem de dokunabiliyorsunuz. Toplumun tarihsel gelişimi bakımından da fikir edinebildiğimiz bu müzede mektuplara, belgelere de rastlamak mümkün.

5. Arasta Çarşısı

image00005

 

Osmanlı’da esnafı ve müşteriyi koruyan, eğitim ve ustalık gibi kuralları yazılı olarak belirlenmiş bir ahilik sistemi vardır. Ayrıca her cuma namaz sonrası ayakta çalışan esnaf oturarak, oturarak çalışan esnak ayakta olacak şekilde ahilik duası yapılırmış, bu güzel gelenek bu çarşıda hala süregeliyor. Eğer şansınız varsa bu duaya denk gelebilirsiniz. Ayrıca caddede sıra sıra esnafları gezmek, demircileri bakırcıları, ahşap oymacıları ziyaret edip alışveriş yapmak ve ahilik müzelerini ziyaret etmek de çok keyifli.

Mudurnu-Ahiler-Müzesi

6. Saat Kulesi

image00010

Birinci gün çarşı gezmelerinin ve akşam yemeğinin üzerine otele dinlenmeye geçiyoruz ve saat kulesini ertesi sabaha bırakıyoruz. Gece kasabayı turlarken kasabanın bir çok yerinden görünüyordu ama sabah erken saatte Mudurnu Konakları’nın üzerindeki sis kalkmadan ve yavaş yavaş yakılan sobaların dumanı ile hoş bir görüntü ile günümüz şenleniyor.

7. Mudurnu Konakları

image00008

Kahverengi ahşap yapıdaki Mudurnu’ya özgü bir havası olan konakların bir kısmı otel ve restoran olarak hizmet veriyor. Konaklama için tercihinizi bu otellerden yana yapabilirsiniz. Ayrıca fotojenik kareler için bu yapıları değerlendirebilirsiniz :).

Nerede Kaldık?

Otel olarak Mudurnu’nun meşhur cumbalı ahşap evlerinden birini ayarlamıştık ama otelin ismini sizinle paylaşıp ne ekmeklerine mani olmak ne de reklamlarını yapmak istiyorum. Neden diye soracak olursanız; otel ilçenin girişinde ve biz hava kararmadan şehri gezmeyi düşündüğümüz için giriş yapmadık, uyku vakti gitmeyi düşündük. Merkezde gezerken aradılar ve izah ettik ama otel sahibi olan sinirli ve yaşlı amcadan azarı yedik, önümüzden geçip niye şehrin içine gittiniz diye :). Sanırım başka yerde konaklamamızdan korktu, anlatmaya çalıştık ama ikna olmadı, gidip yerleşip tekrar gezmeye devam ettik. Zaman kaybettirdi ayrı, sabah kahvaltısı çok vasattı o da ayrı! O yüzden adını burada geçirmek istemiyorum.

Bakir, sakin, huzur dolu, esnafı ile yemekleri ile bizi kendine sevdiren Mudurnu’ya elvada diyoruz ve sonraki yazıda ”Bir Göynük Masalı” yazmaya geliyorum!

2 Comments

Leave a Comment